10 Mayıs 2013 Cuma

Cesaretin Var mı / How to Mary a Duke - Vicky Dreiling

Shelbourne Dükü Tristan'ı bekleyen zorlu bir görev vardır. Ömrünün geri kalanında tahammül edebileceği bir eş bulmak. Aşık olmayı ise ne istemekte ne de gerekli görmektedir. Baş döndürücü zenginliklerine rağmen anlayışa ve inceliğe sahip olmayan bir dizi aday arasında bunu nasıl başaracaktır peki? Londra'nın namı dilden dile dolaşan, aşırı ciddi ve terbiyeli çöpçatanını kiralayarak elbette. Ve ona hayatında gördüğü en büyüleyici kadın gibi davranmaktan da kendini alıkoyması gerekecektir... Pervasız dükü mükemmel eş adayını bulabilmesi için ikna etmek, Tessa Mansfield'in keyifle üstesinden geleceği bir iştir. Başvurduğu ölçüler skandal yaratacak ölçüde olabilir ama bu kötü şöhretli bekara eş bulma ve ona gerçek aşkı tattırma konusunda kararlıdır. Ne var ki dükün diğer kadınlara ilgi göstermeye başlamasıyla onun kalbini asıl kazanmasını istediği kişinin kendisi olduğunu fark eder. Yasak bir öpücüğün Tristan'ın arzularını harekete geçirmesiyle Tessa bir numaralı çöpçatan kuralını da öğrenmiş olur: Damada asla aşık olma. "Hem yoğun bir şekilde duygusal hem de ince esprilerle dolu." Madeline Hunter "Kıvrak bir zeka ürünü." Nicole Jordan
Kitap adı: Cesaretin Var mı?
Özgün adı: How to Mary a Duke?
Yazar: Vicky Dreiling
Çevirmen: Latife Baudet
Yayın-Basım: Koridor Yayıncılık-2013
Syf Sayısı: 399 
 Arka Kapak Yazısı:
Shelbourne Dükü Tristan'ı bekleyen zorlu bir görev vardır. Ömrünün geri kalanında tahammül edebileceği bir eş bulmak. Aşık olmayı ise ne istemekte ne de gerekli görmektedir. Baş döndürücü zenginliklerine rağmen anlayışa ve inceliğe sahip olmayan bir dizi aday arasında bunu nasıl başaracaktır peki? Londra'nın namı dilden dile dolaşan, aşırı ciddi ve terbiyeli çöpçatanını kiralayarak elbette. Ve ona hayatında gördüğü en büyüleyici kadın gibi davranmaktan da kendini alıkoyması gerekecektir... 
Pervasız dükü mükemmel eş adayını bulabilmesi için ikna etmek, Tessa Mansfield'in keyifle üstesinden geleceği bir iştir. Başvurduğu ölçüler skandal yaratacak ölçüde olabilir ama bu kötü şöhretli bekara eş bulma ve ona gerçek aşkı tattırma konusunda kararlıdır. Ne var ki dükün diğer kadınlara ilgi göstermeye başlamasıyla onun kalbini asıl kazanmasını istediği kişinin kendisi olduğunu fark eder. Yasak bir öpücüğün Tristan'ın arzularını harekete geçirmesiyle Tessa bir numaralı çöpçatan kuralını da öğrenmiş olur: Damada asla aşık olma.
 
"Hem yoğun bir şekilde duygusal hem de ince esprilerle dolu."  Madeline Hunter "Kıvrak bir zeka ürünü."  Nicole Jordan 

Kitap Eleştirim: 
   Sempatik bir kitaptı ya. :) Etine buduna dolgun ana karakter pek görmüyoruz, hoşuma gitti. :) Ama evde-kalmışlık-muhabbetinden tiksindim. Tamam kabul ediyorum, sonuçta 1800'lerin İngiltere'sinden bahsediyoruz burada, ama sevmedim işte. Gıcık ettiler beni. Lanet olasıca eski algılar!!
   Anne kadar salak bir karakter var mıdır acaba Dünya'da? Cidden soruyorum, yeryüzünde var mı öyle bir kadın? Varsa uzak duracağım. Bir insan nasıl en yakın arkadaşının bizzat kendi abisine ne kadar tiksinerek yaklaştığını sekiz yılda hiç mi fark edemez? Tristan'la yeni tanıştılar, o bile Tessa'nın rahatsızlığını anında anladı. Düşman başına...
   En sevdiğim karakterse yine tabii ki hikayenin en zıpırı. Tristan'ın en yakın arkadaşı Kont Hawk ne adamdı ama, her bölümün sonunda lafı gediğine koyup koyup gidiyordu :) Dikkat: Spoiler içeriyorlar sanırsam.

Hawk, eliyle Tristan'ın omzuna vurdu. "Tebrikler, koca oğlan. Krallıkta seninle evlenmeyecek yegane kadını buldun." / syf. 17

 Tristan, "Zeki bir kadınla baş edemeyeceğimi mi ima ediyorsun?" diyerek diklendi.
 Hawk sırıttı. "Söylediklerimi öyle algılıyorsan, Bayan Mansfield kendisine göre birini bulmuş demektir." / syf. 56

Hawk yaklaşıp bir müddet sessiz kaldı. "Yemeği fazla mı kaçırdın? Çatır çatır çatlayacak gibi duruyorsun."
"Cehenneme kadar yolun var." / syf. 173 
 
   Tristan da sempatik bir adam ama Tessa yüzünden sinirden beyni akışacak diye korktum vallahi kitapta. Bir de romantik hareketler bekliyorsanız bu adamdan, daha çok beklersiniz. Kitabın... sonuna kadar falan.
"Farz edelim ki bir kızı etkilemek için başka bir adamla rekabet halindesiniz. Diğer beyefendi çiçek getirip, şiirler yolluyor. Ona karşı üstünlük sağlamak için ne yapardınız?"
"Onu vururdum." / syf. 91
   Dedim ya hani 1800'lerin İngiltere'si. Günümüzün romantik cevaplarını bekleyince, gözüm falan seyirdi cevabını görünce.

   3 puan veriyorum kitaba. Güzeldi ama ikinci kere okutturmadı bana kendini. (Bared to You ve Reflected in You'yu 6'şar kere falan okuduğumu, The Sellection'ı ve Half-Blood'ı iki, Pure'u üç, Obsidian'ı dört, Hush Hush'ın her kitabını zilyon... kez okuduğumu ve her kitabı iki kez okuma alışkanlığım olduğunu düşünürsek How to Mary a Duke'ün skoru pek iyi görünmüyor.)
   Boş zamanınızı dolduracak bir kitap istiyorsanız, iki yüzyıl öncesinin Avrupa'sı ile ilgili güzel bir fantezi olur. Örneğin yola çıkıyorsunuz ve saatlerini dolduracak bir şeye ihtiyacınız var, veya matematik hocasının sesini bir an bile daha fazla duyarsanız kusacaksınız, beyninizi oyalayacak bir şeye ihtiyacınız var; alın buyrun, bu kitap işe yarar. :)