8 Haziran 2013 Cumartesi

Beni Seç / The Selection - Keira Cass

Özgün Adı: The Selection
Yazar: Keira Cass
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Basım Yeri-Yılı: İstanbul, 2013
Syf. Sayısı: 299

Beni Seç Kitap Tanıtımı ve Eleştirisi

  
 Not: Bu kitap tanıtımını yazalı aylar olmuş. Ancak nasıl bir unutkanlıksa yayınlamayı uzun bir müddet unutmuşum. Aslında ilk çıktığında yazmıştım, vesselam… Şimdi onu hiç değiştirmeden yayınlıyorum. İyi okumalar!

   Geleneğimi bozmayıp harika kapak tasarımına sahip bu kitabı da aldığım günün gecesinde bitirdim. Sabah Birkaç bölüme yeniden göz attım. [Bunu yazdığım gün kaç kere daha ‘göz atacağımı’ bilmiyormuşum anlaşılan.]
   Bir gün Amerika yıkılıp yerine krallıkla yönetilen Illéa kurulmuş. Illéa’da 1’den 8’e kadar kast sistemi var. Prensin evleneceği kızın seçimi bir gelenek haline gelmiş; tüm ülkeden başvuran kızlar arasından seçilen 35 kızın Saray’a yerleştirilmesi ile yapılan bir Seçim’le gerçekleşiyor. America, 5. sınıftan bir kız ve 6. sınıftan bir erkek olan Aspen’e âşık. Ancak bu yarışa seçilmesi bile maddi durumlarını sonsuza dek değiştirecek bir fırsat, ve America daha seçildiğine bile inanamadan kendini sarayda, hiç yakın olmak istemediği Prens Maxon’ın tam dibinde buluyor. America, seçilmeye çalışması beklenirken; geride bıraktığı acı dolu aşkı Aspen ve hiç umduğu gibi bulmadığı Prens Maxon arasında seçim yapmak zorunda kalacak.
   America, geçmişi olan tutkulu aşkını mı?, keşfedilmeyi bekleyen romantizmle arkadaşlık arasındaki ilişkiyi mi seçecek?
   Prens Maxon, America’yı diğer kızlarla birlikte sarayda ne kadar süre tutacak?
   Aspen, America’ya göründüğü kadar sadık mı?

… Prens Maxon konuşana kadar yalnız olmadığımı farkına varmadım. “İyi misin tatlım?” diye sordu.
“Ben senin tatlın değilim.” Dik dik bakmak için kafamı kaldırdım. Ses tonumdaki ya da gözlerimdeki tiksintiyi yanlış anlamak olanaksızdı. Sanırım ona tapmamızı ve varlığı için uğurlu yıldızımıza şükretmemizi bekliyordu. /syf. 107

   Ve kitap kapağına düştüğüm not şöyleydi: “Romantik hikayeydi ama Aspen’i öldürebilirim!”
   Kitaba puanım 3.
Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, America’nın gizli ilk aşkının külleri sönerken, Prens Maxon’la arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz.” Publishers Weekly
   Neden sadece 3?
* Çok uzun tasvirlerle dolu bir girişi vardı.
* Çok fazla heyecanla, aksiyon sahnelerinin gelmesini bekliyordum. Bu yüzden betimlemeler beni yordu.
* Kitabın arka kapak yazısındaki 35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır? ifadesine dikkati çekiyorum. Çok yanıltıcı bir cümle olmuş. İnsan Açlık Oyunlarıvari komplo teorileri üretiyor boş yere.
   Ama okuduğuma pişman olmadım. Bir de anlamışsınızdır, Aspen’i ne yaparsa yapsın tutmadım.
   Siyah saçlı, yeşil gözlü yakışıklı, cüretkar elleri olan tutkulu aşık Aspen’e karşı; sarı saçlı, ela gözlü centilmen, hiç ilişki tecrübesi olmayan, saygı ve güven dolu Prens Maxon.

“Bu sarayda bir yerlerde, senin eşin olacak bir kadın var.”
Dudaklarının seğirdiğini, umut dolu bir tebessüme dönüştüğünü gördüm.
“Belki yüzünü henüz bilmiyorsun fakat o odadaki kızları düşün. ‘Tatlını’ düşün.”
Eli, koltuktaki elimin yanında dinleniyordu ve parmakları bir anlığına benimkilere dokundu. Utanarak geri çekildim. / syf. 209

   Maxon, Aspen’in taban tabana zıttı. Ancak, ne kadar bağlı olursanız olun; yeterince acı çektikten sonra ‘alışılmışın’ dışındakiler daha cezbedicidir.
Ben kesinlikle Maxon’cıyım!
   Kitap sadece bu ağır işleyen Seçim üzerinden gitti. Ama bazı aksiyonlardan anladığım kadarıyla 2. kitapla dahası da gelecek. America Aspen’i seçip gönderilmek isterse cidden üzülürüm.

   Bizi heyecanlandırabilecek neler gelebilir?... Bekliyorum. :)