28 Haziran 2013 Cuma

Günaha Davet / Seven Years to Sin – Sylvia Day

Arka Kapak Yazısı:


BASKILARA TÜM GÜCÜYLE KARŞI KOYAN GENÇ BİR KADIN 
Yedi yıl önce, düğün arifesindeki narin Leydi Jessica Sheffield hiçbir masum genç kızın hayal edemeyeceği kadar ateşli bir manzaraya tanık olur. Dehşete düşen ancak tuhaf bir şekilde heyecanlanan genç kadın, skandallarla dolu Alistair Caulfield hakkındaki sessizliğini koruyarak evliliğine adım atar. An Caulfield’ın cazibesi genç kadının hayalinde ateş gibi yanarak en yasak rüyalarını süslemeye devam eder.
KALBİNİ AŞKA AÇMAKTAN KORKMAYAN GENÇ BİR ERKEKAlistair, gözlerinde tutkunun ateşi yanan bu ciddi genç kızın cazibesinden kaçarak uzaklara gider. Ancak yılar sonra Jessica denizaşırı bir yolculuk için genç adamın gemisine adım attığında, yedi yıldır bastırdıkları arzularının esiri olurlar. Eğer bu tutkuya teslim olurlarsa, birbirlerine kapılıp gideceklerdir…
EROTİK, KIŞKIRTICI VE REDDEDİLEMEYECEK BİR DAVET“Sylvia Day kitabında sempatik karakterler yaratıp hikayeyi ustaca bir kurguyla bezemiş. Cüretkar ve açık aşk sahneleriyle süslü bşr kitap!”  - Publishers Weekly“Akıcı üslubu, harika karakterleri ve ilgi çekici sahneleriyle ateşli ve seksi bir roman…” – Romantic Times 

   Ben, vaktinde Day’in resmine bile gıcık olmuş bir okuyucuyum. Bared to You’yu arkasındaki tanıtımdan ötürü saçma sapan bulmuş ve alıp okumamak için aylarca direnmiş biriyim. Okumadan önce gıcık olduğu yazarın, okuduktan sonra takipçisi haline gelen insan arıyorsanız, o benim! J

   Day’in Seven Years to Sin’i de gerçekten çok güzel bir kitaptı. Tarihi aşk romanlarının içeriği genel olarak yasaklı seks zaten. Ve Sylvia Day, bence kendini tarihi aşk türünde de kanıtlamış. Ayrıca kahraman bakış açısında olduğu gibi, gözlemci bakış açısında da (ilahi miydi yoksa kitaptaki? :S) iyi olduğunu gördük. Kitap gerçekten çok güzeldi. Birden fazla çiftin yaşadıklarını takip ettik, Alistair ve Jessica, toplumsal kuralları boş verip kendi cennetlerini yakalarken; Hester aşık olduğu ve kendisi gibi o da şiddet gördüğü için evlenip çocukken gördüğü şiddeti kendisine unutturabileceğine inandığı Regmont’tan şiddet görüyor. Hester tam bir çöküş yaşamakta, Jessica’nın ölen kocasının kardeşi Michael, Hester için her şeyi yapmaya hazır. Evli bile olsa onu yalnız bırakmayıp yardımına koşmayı bekliyor.

   Kitaptaki en heyecan verici olay örgüsü Hester-Michael-Regmont üçlüsü arasında geçendi. Ben Hester’a o bebeği düşürtmediği için çok sinir oldum açıkçası. Ne bekliyordu, adamın kanatları eksik meleğe dönüşeceğini mi? Kendisi de hamile kalmak istemiyordu, çünkü durum meydandaydı zaten, o zaman o çocuğu düşürtmeliydi diye düşündüm hep; çünkü nedense o çocuğun Regmont yüzünden düşeceğine inanıyordum. Yöntem --> acıyla yüzleşmemek için acı verici olayın önünü kesmek.

   Hester’ın hikâyesi yürek dağlayıcıydı. Durup durup geçmişteki kadınların nasıl da boşanma hakkına sahip olmadıklarına söylene söylene okudum. Ancak adamı aldatırsa adam kadını boşuyor, o da boşamak isterse. Felaket ya, felaket. Çiftlerin boşanmasının istatistiklerini haber yapıp duruyorlar sanki aile hayatı çöküyormuş gibi; hayır canım, aile hayatı zaten berbat. Boşanma ise bir nimet. Ailesinin zoruyla, kendi hatasıyla, vs bir manyağa ömür boyu mahkûm olmadığımızın en medeni güvencesi. Bunu unutmayın: Boşanmak, nimettir.

   Neysem, ayrıca kitabın sonlarına doğru Alistair’le Jess de olaylar yüzünden bir aksilik çıkacak ve kavuşamayacaklar diye çok korktum. L Aslında bu kitapla da anlaşılıyor ki Sylvia’nın Elli Ton Üçlemesi’ni, Crossfire’la taklit ettiği falan yok. Çünkü anlaşılan kendi ideal kitap karakterleri ile (Gri gözlü, sarı saçlı, beyaz tenli, çok güzel ve geçmişinden yaralı bir kadın; ve mavi gözlü, siyah saçlı, yanık tenli, çooook yakışıklı, çok zengin, umarsız ve geçmişinde cinsel sömürü olan erkek) ilgili bir tarihi aşk yazdıktan sonra, günümüze taşımaması imkansızdı bence. Crossfire’la da aynı karakterlerin günümüzdeki masalını anlatıyor… Bence sırf bu yüzden harika J


   Seven Years to Sin kesinlikle 5 puanlık bir roman. Elimden düşüremedim. Her zamanki gibi. Kanıtı da, 13. sayfadaki kahvaltı sırasında oluşan biber kızartmasından kalma yağ lekesidir. Daha nice kızartmalar dökmek için Sylvia Day’in yeni romanlarını da bekliyorum.